Pazarlama 4.0 ve Değişen Dinamikler

Pazarlama 4.0 değişen dengelerin bir sonucu olarak pazarlama tarihinde yerini aldı. Geçtiğimiz 10 yıl içinde yaşananlar, insanlık tarihinin kalan kısmında yaşananların toplamından daha derin etkilere sahip oldu.  İnternetin cebimize kadar girmesiyle birlikte hem sosyal hem de ekonomik düzende büyük değişiklikler yaşadık.

Dünya Artık Daha Yuvarlak

Bugün bireysel internet kullanıcıları olarak dünyanın herhangi bir yerindeki bir insanla yanımızdaymış gibi konuşabiliyoruz, onunla ticaret yapabiliyor ve birlikte iş geliştirebiliyoruz. Bu durum küçük şirketleri büyük şirketlerle daha kolay rekabet edebilir hale getirirken büyük ülkeleri de yeni ekonomik düzende gelişmekte olan ülkelere mecbur hale getiriyor.

Batılı süpergüç ülkeler kendi ekonomilerini döndürebilmek adına 30 yıl önce sırtlarını döndükleri Çin ile işbirliği yapmak zorundalar. Yeni ekonomik düzende hiç beklenmeyen bir Hindistan gibi bir oyuncu daha var. Endonezya ise adı 20 yıl önce yoğun nüfus ve fakirlikle anılan bir ülkeyken küresel finansal krizi çözen anahtar ülke rolünü üstlendi.

Pazarlama 4.0 ‘da Yeni Güç: Sosyal Gruplar

Eskiden tüketiciler markalardan daha çok çekiniyorlardı, eli güçlü olan taraf şirketlerdi. Şu an güç dengesi değişti, güç sosyal gruplara, yani tüketicilere geçti. Sosyal medya sayesinde birbiriyle iletişime geçebilen, topluluklar oluşturup sesini milyonlarca kişiye duyurabilen topluluklar karşısında markalar tüm iletişimlerini değiştirmek zorunda kaldı. Sosyal medya hesaplarını yönetmek için birçok firma profesyonel ajanslardan destek alıyor. 5 sene önce part time bir iş olarak görülen sosyal medya, şu an firmaların birincil öncelikli faaliyetleri arasında.

Güçlü imajı olan, beğenilen, lovemark olmayı başarmış firmaların ortak özelliklerinden birisi de müşterileriyle sosyal medyada kurduğu iletişim. Proaktif olan, gündemi takip eden firmalar viral olmayı başarıyor ve pazarlama maliyetlerini de zamanla düşürmeyi sağlayabiliyolar. Bu noktada günümüz şirketlerinin marka imajının kaderi de sosyal gruplarla iletişim halinde olan sosyal medya uzmanlarına bırakılmış oluyor.

Herkesin Şansı Var!

Philip Kotler’in Pazarlama 4.0 kitabında da bahsettiği gibi ekonomik düzen artık daha kapsayıcı, herkesin düzen içinde yer alma şansı var. İnternet sayesinde bütün bilgiler ve gelişmeler artık daha ulaşılabilir ve dünyanın bir köşesinde üretilen bir iş fikri başka bir ülkedeki girişimci ya da iş adamına ilham kaynağı olabiliyor. Hindistan’da kurulan Flipkart, Amazon’un bir benzeri. Malezya Uber’den ilham alarak Grab’I geliştirdi, Türkiye’de ise benzer iş modeline sahip BiTaksi var. Grupon’un Endonezya versiyonu, Disdus iken Çin kendi ödeme yöntemi olan AliPay için Pay-Pal’I örnek aldı.

Rekabet Daha Adil, Rakipler Öngörülemez!

Büyük firmalar artık istedikleri gibi pazarı domine edemiyorlar. Küçük firmaların tüketicilere sesini duyurabilme, onlarla etkileşime geçebilme şansı daha yüksek. Reklam yapmak için büyük bütçelere gerek kalmadı.

İş modelleri geleneksel çizginin oldukça dışına çıkmış durumda. Hiç oteli olmayan Airbnb otellerin en büyük rakiplerinden birisi haline geldi. Uber’in ise hiç aracı olmamasına rağmen taksi şirketlerinin rakibi konumunda. Önemli olan artık müşterilerin ihtiyaçlarını anlayıp, onlara istediklerini sunabilmek. Bunu başarabilen iş modelleri yatırım maliyeti neredeyse sıfır bile olsa piyasada yerini almayı başarabiliyor.

F-Faktörü Yeni Reklam Modeli

Reklamlar artık kitleleri yönlendirmeye yetmiyor. Eskiden reklamların doğruluğunu sorgulamayan topluluklar bugün oldukça şüpheciler. Bir ürünle ilgili düşüncelerini şekillendiren f-faktörü (friends, family, Facebook fans, Twitter followers). Bir ürünle ilgili bilgi almak isteyen birisi ilk olarak aile ve arkadaşlarıyla bu konuyu konuşuyor, sosyal medyada fikir soruyor. Aynı şekilde tecrübelerini paylaşarak çevresini etkiliyor. Bugün yeni bir iş kolu oluşmuş durumda. Bu kişiler tecrübelerini paylaşarak büyük kitleler üzerinde güç sahibi haline geldiler: Infulencer.

Bir markanın müşterileri artık pasif hedef değiller. Onlar artık aldıkları ürün ya da hizmeti değerlendiren, çevrelerine tecrübelerini anlatan birer marka elçisi, savunucu ya da olumsuz savunucu haline gelmiş durumda. Böyle bir ortamda 1 mutlu müşteri 100 yeni müşteri kazandırma potansiyeline sahipken, olumlu düşünceleri olmayan 1 müşteri ise 1000 satış kaybettirme ve hatta marka imajını yerle bir etme potansiyeline sahip. Bu konuyla ilgili detaylı bilgi için Pazarlama 4.0: Yeni Dünya Düzeni yazısındaki “Marka Savunucuları Yaratmak İçin Sosyal Medya” başlığına göz atabilirsiniz.

twitter logo ile ilgili görsel sonucu

“Pazarlama 4.0 ve Değişen Dinamikler” için 2 yanıt

  1. Başarılı, doğru tespitler. Bütün bunların yanında insanların egolarından ortaya çıkmış olan marka takıntısını da eklemek lazım. Tanınmış markaların çoğu basit küçük reklamlar ile pastadaki paylarını almaya devam ediyorlar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.